DSC00788.jpg

Exhibition view from 'This Place', Yapı Kredi Culture Arts and Publishing, 2021

'Burası' Sergi görüntüsü, Yapı Kredi Kültür Sanat, 2021

In this exhibition focusing on the questions of life through the relations of living and non-living beings in Istanbul and ecology in an urban context, Sinem Dişli looked at the natural history of the city and created her work focusing on the Yarımburgaz Cave. She filmed and photographed the cave as well as Istanbul Archaeological Museum which keep the remnants found in the cave. Searching between archeology and geology, for traces of the natural and cultural, Sinem Dişli presents an installation of video and photographs. Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, who has conducted very extensive academic work including excavations and writing articles on the Yarımburgaz Cave since the 80s, argues that Yarımburgaz has an archival value that can shed light on the history of the last one million years of Istanbul and the whole region. He acclaims Yarımburgaz, which has been open for approximately the last one billion years, like an archeological site that will help follow the traces of the area’s natural transformation and the changes in climate and population. The findings tell us that the excavation Mehmet Özdoğan and his team started in 1986 had been considered as one of the most important discoveries in the world at that time; the region, under its unique and important conditions, has been at the intersection of the roads on which many civilizations passed through Asia to Europe, from the Black Sea to the Aegean; the cave has provided one-of-a-kind data for reading the spread of the humankind from Africa to Europe. Due to the negligence and malpractice of public institutions and the individual damages done by the visitors to the cave, this distinct site of natural and anthropic history has been damaged to the point of no return. Mehmet Özdoğan states that this first-degree archeological site that could have contributed so much to the collective consciousness of the civilization today can only exist as “a museum of cultural destruction” [i]. Sinem Dişli produced a work on the various sedimentation, remnants as well as the newer marks in the cave and the visible effects of destruction. The artist created a work in which she photographed marks of the interactions between the living and the non-living of this million-year-old cave following the mineral structures on the surface, overlapped these temporal differences by using different exposures time.

İstanbul’da canlı ve cansız varlıkların ilişkilerini dikkate alarak ekoloji sorusuyla ilgilenen bu sergide, Sinem Dişli kentin doğasının tarihine baktı ve yapıtını Yarımburgaz Mağarası’na odaklanarak kurguladı. Sanatçı hem mağarada hem de mağaradan buluntuların sergilendiği İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde çekimler yaptı. Arkeoloji ve jeoloji arasında doğal ve kültürel olanın izlerini süren Sinem Dişli çalışmasını bir video ve fotoğraf yerleştirmesi olarak üretti. 80’li yıllardan bu yana Yarımburgaz üstüne arkeolojik kazılar yapmaktan makaleler yazmaya kadar kapsamlı çalışmalar yürütmüş Prof. Dr. Mehmet Özdoğan Yarımburgaz’ın, İstanbul’un ve İstanbul’un da bir parçası olduğu bölgenin tarihinin bir milyon yılına ışık tutabilecek bir arşiv niteliğinde olduğunun altını çizer. Yaklaşık bir milyon yıldır açık kalmış olan Yarımburgaz’ı, bölgenin doğal dönüşümünün, iklim ve popülasyon değişikliklerinin izlerinin sürülebileceği bir arkeolojik saha olarak tanımlar. Mehmet Özdoğan ve ekibinin 1986 yılında başlattığı kazının dünyada o dönemin en önemli keşfi olarak nitelendirildiğini,Asya’yı Avrupa’ya, Karadeniz’i Ege’ye bağlayan bu bölgenin uygarlıkların geçiş yollarının kesişim noktasında bulunduğunu ve özgün koşullara sahip olduğunu, Afrika’dan Avrupa’ya yayılmanın izlerinin okunması açısındansa eşsiz olduğunu anlatır. Gerek kamu kurumlarının ihmalleri ve yanlış uygulamaları, gerekse mağaraya giren insanların bireysel tahribatlarıyla doğa ve insan tarihinin bu biricik sahası geri dönüşsüz biçimde tahrip edilmiştir. Mehmet Özdoğan tarihin ortak birikimine büyük katkı sağlayabilecek, birinci derecede arkeolojik sit alanı olan bu sahanın bugün ancak “Bir kültürel tahribat müzesi” olarak varlığını sürdürdüğünü söylüyor[i]. Sinem Dişli mağaradaki çeşitli tortulaşmalara, buluntulara ve beraberinde güncel izlerin ve tahribatın görünür etkilerine yönelik bir çalışma üretti. Sanatçı bir milyon yıllık geçmişiyle bu mağarada canlı ve cansız etkileşimlerinin izlerini yüzeyde mineral yapılarını takip ederek fotoğrafladığı, farklı pozlama süreleriyle zamansal farkları üst üste bindirerek kurguladığı bir yapıt ortaya koydu. Yarımburgaz Mağarası, Kanal İstanbul rotası üzerinde bulunuyor.  

2021

STILLS

 

VIDEO

 

Yarımburgaz Cave

EXHIBITION VIEWS